Çağrı Merkezi : (0232) 277 07 91

Menü

İşitme Engelliler

İşitme Cihazları Nerede Yetersiz Kalıyor?

İşitme cihazları ve koklear implantlar, çevrelerindeki sesleri bir mikrofon aracılığıyla algılayan ve yükselten tekrar ileten sistemlerdir. Bu cihazlar sessiz ortamlarda iyi bir hizmet sunabilmekle birlikte üç noktada yetersiz kalmaktadır:

Büyük mekanlar: Büyük mekanlarda konuşmacının sesi duvar ve tavanlardan da yankılanma yaparak dinleyiciye ulaşır. Bu yankılanma cihazlarda anlaşılması imkansız boğultular haline gelir.

Kalabalık alanlar: Arka plan gürültüsünün yoğun olduğu alanlarda, cihazın mikrofonu bu gürültüleri esas algılanmak istenen sesle aynı oranda yükseltir. Dinlemek istediğiniz sesle birlikte diğer seslerinde yükselerek size ulaşması yoğun bir gürültü duymanıza sebep olur.

Ses yayını yapılan yerler: Bu cihazların çalışma prensibi kulak zarının işleyişinden farklıdır. Mikrofonundan algıladığı sesleri, hoparlör aracılığıyla kulağa ileten cihaz, çoğu zaman gelen sesin kalitesini ciddi anlamda düşürmektedir. Gelen ses, hoparlörden mikrofon aracılığıyla ses kaydı yapıldığında elde edilen sese benzemektedir. İndüksiyon döngü (İD) sistemleri, cihazın mikrofonunu kullanmadıkları için cihaz aracılığıyla kulağa iletilen ses ortamdaki diğer rahatsız edici seslerden yalıtılmış olur.

Seslerin doğru algılanabilmesi için sinyal - gürültü (S/G) oranının yüksek olması çok önemlidir.
İşitme cihazı ile duyulan ses (S/G=0dB)
Cihaz ile ses kaynağına yaklaşılarak duyulan ses (S/G=12dB)
İndüksiyon döngü sistemi ile duyulan ses (S/G=32dB)

Yukarıda bahsedilen sıkıntılar, işitme cihazı kullanıcılarının gündelik faaliyetlerde, eğitimde, işte, kültürel etkinliklerde, bir yerden bir yere gitmek isterken, bir süpermarkette ya da bankada, kısacası yaşantılarının büyük bir kısmında karşılaştıkları sorunlardır. Bu sorunlara çözüm üretmemek, sayısı üç milyonu aşan kullanıcıların yaşam kalitesini önemsememek anlamına gelmektedir.
 
Türkiye’de Kaç İşitme Engelli Var?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2010 Sağlık Araştırması’na göre, Türkiye’de işitme cihazı kullanarak yaşamlarını sürdüren insanların oranı, toplam nüfusun %3,7’sini oluşturuyor. Bu cihazı kullanamayacak derecede duyma kaybı olanların oranı da %0,1 düzeyinde. Bu oranlar yaklaşık 3 milyon insanda işitme engeli olduğunu gösteriyor. Bu sayının, gerek ekonomik koşulların iyileşmesi, gerekse yaşam koşulları nedeniyle önümüzdeki yıllarda hızla artması beklenmekte. Gelişmiş ülkelerde ise kullanım oranı %10 düzeyinde. Yeni doğan taramalarının yaygınlaşması sonucu koklear implant (biyonik kulak) ameliyatları da hızla artmakta.

Genel düşüncenin aksine bu cihazın kullanımı yalnızca yaşlı nüfusta yaygın değil. Aynı araştırmaya göre ülkemizde 15-24 yaş grubunun %4,1’i, 25-34 yaş grubunun %4,0’ü bu cihazı kullanıyor. Bir diğer deyişle, sokakta gördüğünüz her 25 gencin birinin kulağında var.


Bu rakamlar şaşırtıcı bir gerçeği ortaya koyuyor. Gelişen teknoloji ile küçülen cihazları fark etmek artık iyice güçleştiği için işitme engelliler, diğer engel gruplarına göre çok daha az dikkat çekiyor. Bu da, duyma engelleri için üretilmesi gereken çözümlerin ihmal edilmesine neden oluyor. Oysa bu engel, hepimizin yaşamının bir döneminde yaşaması en muhtemel engel. İhtiyaçlar da en az fiziksel ve görme engelliler kadar çok ve çeşitli.


 

İşitme Engellilerin Sorunları

Ülkemizde işitme engeli genel olarak ikinci plana atılmış görünüyor. ‘Görebiliyorsun, yürüyebiliyorsun, daha ne istiyorsun?’ şeklinde yaklaşımlara maalesef çok sık rastlanıyor. Oysa bildiğiniz gibi duyabilmek, duyduğunu anlayabilmek, iletişim kurabilmenin en temel adımı.

Bir başka genel yanılgı da işitme cihazlarının gözlük gibi, kullanıldıkları zaman sorunu ortadan kaldıran çözümler oldukları yönünde. Daha doğru bir karşılaştırma tekerlekli sandalye ile yapılabilir. Nasıl ki tekerlekli sandalye ideal ortamlarda (düz yol) sorunsuz çalışırsa, işitme cihazları da ideal (sessiz) ortamlarda sorunsuz çalışır. Özellikle kalabalık ve gürültülü ortamlarda indüksiyon döngü (id) ya da FM gibi yardımcı sistemlere ihtiyaç duyulmaktadır.

Ülkemizde yardımcı işitme sistemleri henüz tanınma noktasında. İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde 1990’lardan beri yasal zorunluluk olarak kullanılan indüksiyon döngü sistemleri ülkemize yeni giriyor. FM sistemleri, yalnızca birkaç bireysel kullanımla kısıtlı.